1
İzlediğimiz Çizgi filmler
2
Doğallık ve Güzellik Üzerine
3
Sizi en çok çocuğunuz şaşırtır!
4
Taze anneye mesaj
5
Gebelik Günlüğü-21. Hafta
6
Şimdi okullu olduk!
7
www.cocuklageziyoruz.com

İzlediğimiz Çizgi filmler

Kuzey çok küçük yaşlarından beri televizyonu hep ölçülü izledi. Benim kısıtlamama gerek kalmadan doğal olarak aşırı bağımlı olmadı hiçbir zaman. Diğer yandan sevdiği çizgi filmlerinse sıkı takipçisi oldu Jake ve Varolmayan Ülkenin Korsanları favorilerinden. Hatta o kadar çok seviyor ki geçen sene doğum günü’nü korsan temalı istedi ve biz de bol bol Jake’ten esinlendiğimiz korsan partisi yaptık.

3

Korsan Jake ve arkadaşları Izzy, Clubby ve papağan Skully şarkılar eşliğinde hazine avı peşinde koşarken bir yandan da kötü Kaptan Hook ve yardımcısı Smee’yi alt etmeye çalışıyorlar. Çizgi filmde özellikle birlik olmanın ve takım çalışmasının güzelliklerinin vurgulanması, matematiksel konseptler içermesi, karşılaştıkları sorunlara hep birlikte yaratıcı çözümler bulmaları benim hoşuma giden yanlar. Bir de sık sık harita kullanımları var ki biz de Jake sayesinde evde az hazine haritası yapmadık. Jake ve arkadaşlarının maceraları o kadar keyifli ki Kuzey izlerken ben de ona zevkle eşlik ediyorum.

1

Hafta içi her gün saat 11:30’da yayınlanan Jake ve Varolmayan Ülkenin Korsanları’nın yanı sıra Disney Channel’da bir diğer dikkatimi çeken çizgi film ise Prenses Sofia. O da hafta içleri saat 17:00’de yayınlanıyor. Annesi Kral 2.Roland ile evlenince sarayda yeni ailesiyle yaşamaya başlayan Sofia, güzel davranışlarla, iyi kalplilikle nasıl bir prenses olunacağını gösteriyor. Yaptığı iyilik sayesinde hayvanlarla konuşabilme yetisi kazanan Sofia iyilik peşinde koşuyor. Ayrıca Sofia’nın mütevazi olması çok hoş. Bir de yardıma ihtiyacı olduğunda Pamuk Prenses, Mulan, Sindirella, Belle ve Ariel gibi Disney prenseslerini yardıma çağırması çizgi filmi daha ilgi çekici hale getiriyor.

2

Doğallık ve Güzellik Üzerine

 

20141024-073918-27558813.jpg

Geçen hafta Tursil’in davetiyle Neşe Erberk’in ilk ilkokulunda bir söyleyişiye davetliydim. Neşe Erberk’i her zaman beğenirdim ancak tanışınca hayran oldum.Kimi insan doğallıyla ve içtenliğiyle sizi kendine çeker ya işte öyle bir kadın Neşe Erberk. Bu hayatta samimiyetten ve doğallıktan daha büyülü bir şey yok. Karşınızda konuşan insanın yapmacık olmadığına inandığınız an ağzından çıkan her kelimenin anlamı daha bir yerini buluyor.

Etkinlikten bir gün önce Neşe Erberk’in doğumgünüymüş ve tam 50 yaşına basmış! İnanılır gibi değil o kadar güzel ve o kadar dinç ki 35 yaşındayım dese hiç kimse yadırgamaz. Enerjisi, samimiyeti kendine güveniyle gerçekten etkilendim. Güzellik yarışmasında “kraliçe” seçildikten sonra aslında çok da “başka” özelliklere sahip olmaya gerek olmayacağını düşünenlerin çoğunlukta olduğu bir toplum için, Neşe Erberk istisna sayılabilir. Yüzüne baktığınızda güzelliğini görmeyecek hiç kimse yok elbette ama o bakanın aklında 30 tane anaokulu, 1 ilkokul sahibi, 3 çocuk annesi, çalışkan, akıllı, gözleri pırıl pırıl bir kadın olarak yer ediyor. İnsanın var olan güzellikleriyle yetinmeyip kendini her zaman daha da güzelleştirebileceğinin kanıtı. Belki de bu günlerde en çok ihtiyacım olan mesaj, en çok görmek isteyeceğim, ilham almaya ihtiyacım olan model olduğu için bu kadar etkiledi beni. Keşke hepimizde hali hazırda elimizde olan güzellikle yetinmek yerine daha da güzelleşmek için çabalayacak azim ve inanç olsa.

 

Her ne kadar beni ağırlıklı olarak etkileyen Neşe Erberk olsa da etkinliğin amacı Tursil’in yeni ürünü hakkında bilgi almaktı, Henkel yetkilisi Tursil yeni jel detarjanının özelliklerini anlattı.  Benim için anlattıklarının arasında en önemlisi;  önerilen kullanım dozajının sadece 2ml azaltmasıyla hammadde tüketimi ve çevre kirliliğinde ne kadar fark yaratabileceklerinin farkında olmaları ve bu konuda sürekli formüllerini geliştirmeye çalışmalarıydı. Bir de Soran Anne Çiğdem‘in dile getirdiği çok önemli bir konu var ki ambalajların geri dönüşüme katılması için markanın muhakkak çalışmaları olması gerekliliği konusunda umarım ileriki günlerde bir kampanya başlatırlar.

 

 

Sizi en çok çocuğunuz şaşırtır!

Biz anneler, çocuklarımız ile ilgili endişelerimizden dolayı onların potansiyelini bazen göremeyebiliyoruz. Oysa hayata bir de onların gözünden bakmayı denesek…. Hayata çocuklarınızın gözlerinden bakıp, gülümsemeye ne dersiniz? Endişeleriniz onların yaşayarak öğrenmesinin önüne geçmesin…

Bir boomads advertorial içeriğidir.

Taze anneye mesaj

Dün yazdım bu tweeti. Bir çok insaniçin hiç bir şey anlam ifade etmezken diğer yandan bir çok anne-baba içinse çok ama çok şey ifade edecek bir tweet.
Hep dediğim gibi çocuk yetiştirmek ateşten gömlek giymek.  Her çocuğun kendine has zorlukları var. Kimi yemek yemez, kimi uyumaz, kimi çok hastalanır, kimi çok anne bağımlısıdır. Çektiğin piyango biletine hangisi vuracak bilmezsin. Hele ilk çocuksa doğan minnak, taze ebeveynin bu piyangolardan haberi bile olmadığı için hazırlıksız yakalanması çok olası.  Hamile olmasam asla ama asla hatırlamadığım hafızamdan sildiğim günler geldi dün akşam aklıma. Bize piyangodan uykusuzluk çıkmıştı, bir de alerjik bünye… 3 sene hatta 3,5 sene gecede 10 kere kalkan küçük adam için sanırım ömrü boyunca uyumayacak ve ölümüm uykusuzluktan olacak sanıyordum. Kendi kendine uyuyana kadar aynı odada 1,5 saat beklediğim, sonunda uyuya kaldığım günlerin sayısını hatırlamak dahi istemiyorum.  Hiç biri yaşanmamış gibi sanki. Artık iyi geceler dileyen, annesini babasını öpen ve yatağına giden bir başka çocuk değil aynı çocuk. Hep deneyimli anneler geçecek merak etme diyor ya, sevgili taze anne lütfen merak etme kendini yıpratma gerçekten geçecek! Her şeyin bir zamanı bir dönemi olduğunu bilmek belki yaşadığın zamanın zorluğu almaz ama sana umut verir. 6 aylıkken nasıl yürümeyi öğretemiyorsak, diğer bir çok alışkanlığı da zamanla,büyüyerek öğrenecekler. Bu süreçte sen yıprandığınla kalıyorsun, inan bana doğa zamanı geldiğinde her aşamayı hop diye atlatıyor. Benim kendi deneyimimle çocukta gördüğüm en büyük dönüm noktası 3 yaş. Artık anlattığını büyük oranda anlayabiliyor, kendilerini anlatabiliyorlar, hayata dair bilgisi artıyor, kimi korkuları artarken çoğu korkusu azalıyor ve artık gerçekten işbirliği yapiyorlar. Yani 3 sene sonrası güllük gülistanlık diyebilirim bir yerde :))

Dün akşam evde artık büyümüş, her işini kendi başına görebilen, şurubunu burnu sıkmaya gerek kalmadan(!) içen, kendi kendine uyuyan oğlumu görünce içimi bir korku kapladı. Tüm bu aşamaları sil baştan, sabırla aşmaya gücüm var mı ? Tekrar uykusuz geceler, oluşturalamayan düzenler, sancılar, ağlamalar gözümde büyüdü büyüdü içimi derin bir endişe kapladı. Tam rahata ermiş, çocuğun zor yanları, güzellikleri  ve verdiği mutluluğun yanında neredeyse “hiç” kalmışken tekrar bu zorluklarla mücadele etmeye hazır mıyım? Kesinlikle değilim…

Ama gerçekten zorlu da olsa geçtiğimiz yollar, sonunda bugünü düşündüğümde hayatımda beni  evladım ve eşim kadar mutlu eden, bu hayata bağlayan hiçbir şey yok. Böylesi tarifi olmayan, asla anlatılamayacak bir mutluluk için her şeye değer. Bu yüzden kendime daha şimdiden tekrarlamaya çalışıyorum. Her zorluk geçecek ve benim elimde hatta benim koynumda mutluluk dolu kocaman bir ailem olacak.

Hatırlamayı unuttuğum günlerde siz de bana hatırlatın olur mu?

 

Gebelik Günlüğü-21. Hafta

Bloga gebelik günlüğü yazsam mı yazmasam mı diye düşüp duruyordum hatta bir iki haftayı yazmıştım ama yayınlayamamıştım. Tam o sırada Uykusuz Anneler canım Peri bize yazsana dedi ve ben de başladım yazmaya :)

Hatıra kalması için buraya da ekleyeyim dedim. Belki 3. hamileliğimde döner döner okurum :))))))

İşte 21. haftalık  “gebe Evrim”in anlattıkları,

İnsan keşke duygularını bir kaba koyup saklayabilse diye düşünüyorum bu aralar. Yazmak da güzel ama hisleri, duyguları birebir saklayamıyor insan. İçimdeki kıpır kıpır minik oğlanın hissettirdiklerini aslında çok değil bundan 5,5 sene önce de hissetmiştim değil mi ? Sanki ilk kez hissediyor gibi heycan doluyum. Bu kadar mucizevi, bu kadar yazmaya çalışsam da yazamayacağım harika duyguları nasıl da unutmuşum. Keşke hiç aklımdan silinmese bu hisler… Anladığın üzere sevgili okur bir duygusallık aldı beni. Ah bu hormanlar!

Geçen hafta tatile çıkacağımdan bahsetmiştim.  Uçak yolculuğu + 1,5 saat otel transferi oldukça rahat geçti. Korktuğum kadar sıcaktan etkilenmedim. Bilindiği gibi hamilelerin özellikle öğle saatlerinde güneşe çıkmaması tavsiye ediliyor. Ben de sabah ve akşam üstü saatlerinde koruyuculuğu yüksek, kimyasal bileşenleri en az olan bir güneş kremi kullanarak güneşe çıktım. Özellikle bu haftalarda güneşe bağlı cilt lekelenmelerinin görülmesi ihtimali de çok yüksekmiş. Ben de güneş ışınlarının en dik olduğu saatlerde odada güzel bir uykuyu tercih ettim. Hamile de olsa 5,5 yaşında enerjisinin doruğunda bir çocuğu olan anne için tatilde her öğlen en az 2 saat öğle uykusu uyuyabilmek gerçek bir lüks! Yaşasın annelere destek olan ve nefes alacak vakit ayıran babalar!
Tatilde hem denizde hem havuzda bol bol yüzdüm. Aslında uzmanlar kalabalık olan havuzlarda yüzmeyi tavsiye etmiyorlar. Bizim gitiğimiz tessisin havuzu çok büyüktü ve kalabalık da değildi bu yüzden bir sakınca görmedim.
Beslenmeme dikkat etmeye çalıştım ama ne kadar kendimle mücadele etsem de itiraf ediyorum tatlı büfeleri beni ele geçirdi dostlar! Tatilden +2,5 kilo ile döndüm! Hemen  acil durum planına geçtim ve bu hafta içinde hamile pilatesine başlıyorum ve akşamları yürüyorum yoksa benim için tehlike çanları çalacak çok yakında!

Uykular, ah o eski kesintisiz uykular! Benim gibi yüzüstü uyumayı seven biri için uygun pozisyonu bulmak gerçekten sıkıntılı.  Yatarken artık bacaklarımın arasına yastık koyarak yatıyorum, bu belimdeki baskıyı azaltıyor ve daha rahat uyumamı sağlıyor. Maalesef ki hala çoğu sabah baş ağrısıyla uyanıyorum. Geceleri yatmadan yastığıma bir kaç damla lavanta yağı damlattığım zaman sanki daha rahat uyuyorum. Denemenizi tavsiye ederim. Hamilelikle ilgili unuttuğum bir şey varsa o da kabuslar! Sanki her gece ayrı bir korku filmi çekiyorum, aman allahım akla ziyan kabuslar bitmiyor. Bunlar da artan hormonlarımın, hamileliğe bağlı endişelerimin birer dışavurumuymuş.
Önümüzeki hafta detaylı ultrasona gireceğim, bebeği uzun uzun detaylı göreceğim için biraz heyecanlıyım. Ve itiraf ediyorum ki biraz da endişeliyim bir aksilikle karşılaşır mıyım acaba diye. Artık doğum şeklim üzerinde düşünmeye başladım, ilk doğumum sezaryen olmuştu muhtemelen bu da öyle olacak ama nasıl? Henüz net karar vermek için çok erken bu konuda detaylı araştırma yapmam doktorumla konuşmam gerekiyor yeniden.
İsim konusu hala kaldığı yerde duruyor. Sürekli ne olacak bu çocuğun adı diyip duruyorum ve hiç bir ismi içime sindiyemiyorum. Umarım haftaya minik oğlan ile ilgili güzel haberler verirken adını da yazabilirim.
Gebe Evrim

Yazıların devamını www.uykusuzanneler.com ‘dan takip edebilirsiniz :)

 

Şimdi okullu olduk!

Kuzey bu Eylül ayında 70 aylık olacak. Yani 6 yaşından 2 ay küçük. uzun uzun düşündük etrafımıza danıştık ve Kuzey’in okula başlamasına karar verdik.  Çok kolay olmadı karar vermek çünkü yaş olarak tam sınırda bazı kaynaklarda okula başlamak için erken olduğu yazıyor.  Benim inandığımsa uzmanların ne dediğini dinlemeli ama her zaman çocuğa bakıp ona göre karar vermeli. Kuzey 3 senedir anaokuluna gidiyor, emekli öğretmen olan babannemiz hazır olduğu söylüyor, aynı şekilde danıştığımız diğer uzmanlar da aynı görüşü bildirince bize okula kayıt yaptırmak düştü. Yine de bazen çok küçük olduğunu düşünüyor acaba erken mi diye endişeleniyorum.  Sanırım bu hissiyat tamamen anneliğin doğasıyla ilgili. Hep bir acaba sorusu var içimizi kemirip duran.

Yazının devamı

www.cocuklageziyoruz.com

İnsan çocuğu olunca hayata bakışı değişiyor. Yaşamın her alanı gibi gittiği gördüğü yerlerde dikkat ettikleri de farklılaşıyor.  Çocuğunuz olduktan sonra özellikle bebekken yanınızda kocaman bir çantayla ve kısıtlı zamanlarda gezmeye fırsat bulduğunuzda gittiğiniz mekanın çocuk dostu olmasının gününüzü nasıl güzelleştirdiğini aksinin ise bir kabusa göndürdüğünü  çok iyi biliyoruz.  Bu yüzden çocuklarımızla gittiğimiz, memnun kaldığımız ya da kalmadığımız tatilleri, parkları, restoranları, alışveriş yerlerini, etkinlikleri www.cocuklageziyoruz.com ‘da yazıyoruz ki anneler gidecekleri yerlerle ilgili fikir sahibi olsun ve kötü süprizlerle karşılaşmasın.

Siz de çocuğunuzla gezmekten mutlu olanlardansanız ve  bu hafta sonu nereye gitsek rahat ederiz, çocuk dostu hangi restoranda yemek yeriz,  çocukla zorlanmadan nerede tatil yaparız diye düşünüyorsanız kendi deneyimlerimizi yazdığımız www.cocuklageziyoruz.com ‘a bekleriz.

 

Copyright © 2013. Created by Meks. Powered by WordPress.